Ülkemize bilim camiası ve su ürünleri sektörüne yaptığı hizmetleri, yaptığı fedakarlıklarını saymakla bitiremeyeceğimiz kendisinin öğrencisi, asistanı, iş arkadaşı olma şerefine nail olduğumuz, bazen bir abi, yeri geldiğinde bir baba ve içten gülümsemesiyle yüreklerimize dokunan güzel insan, duayenimiz Prof. Dr. Sıtkı Aras Hocamızı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz.

Hocamız 19 Aralık 1943 yılında Erzurum’un Pasinler ilçesi Döllek Köyünde dünyaya geldi. İlköğretimini 1957 yılında Ardı Köyü’nde tamamladı, Orta öğretimini Erzurum Lisesi’nde tamamladıktan sonra 1963 yılında 1 yıl Edebiyat Fakültesinde Öğrenim gördü. Ertesi yıl aldığı karar ile Ziraat Fakültesinde öğrenimine başladı. 1968 yılında mezun oldu. 1974 yılında Doktor, 1982 yılında Doçent ve 1988 yılında Profesör unvanı aldı. 1977-1979 yılları arasında Almanya’nın Gottingen Üniversitesinde Alabalık Melezlemeleri üzerine araştırmalarda bulundu. Hocamız akademik kariyeri boyunca 20 Yüksek Lisans ve 20 Doktora tezi danışmanlığı yaptı. Birçok ulusal ve uluslararası dergide yayınlanmış yüzlerce eseri mevcuttur. Sıtkı Aras hocanın Erzurum da benzin varillerinde başlatmış olduğu balık yetiştiriciliği serüveni bugün bölgede yüzlerce tesise ulaşmış, yetiştirdiği onlarca talebe bugün Türkiye’nin dört bir yanında sektöre hizmet vermektedir. Kastamonu Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinde yaptığı kısa vazife döneminde bütün Kastamonu’nun Sıtkı Hocası oldu. İdare etti kimseyi üzmedi. Makam sahibi oldu böbürlenmedi. Çalışma arkadaşlarına ve çevresine hep egosuz gözlerle baktı. Bir mavi klasörle tesis etmeye başladığı Su Ürünleri Fakültesi bugün Doktora eğitimi yaptıracak düzeye ulaşırken dünya çapında ilmi çalışmalara ev sahipliği yapan kocaman bir ilim yuvası haline geldi.

Sıtkı Hocamızın fiziki alemde bu yaptıkları şüphesiz takdire şayandır. Fakat Sıtkı hocayı anlamak için aslında onun ruh halini ve maneviyatını anlamak gerekirdi.

Sıtkı hoca her şeyden evvel örnek bir mümindi. Hastalık döneminde fiziki acziyetinden dolayı yapamadığı secdeler için bile içerleyen hoca bu ruh halini bütün sosyal yaşantısına nakşetmiş bir Yunus gönüllüydü.

Dadaştı bunun yanında, tam bir Dadaş. Hani sanki kelime hocada mana buluyordu. Haysiyetliydi, erdemliydi. Cesur, mert ve samimiydi aynı zamanda. Sadakatli ve vefalıydı. Hoca olay ve fikirleri araştırır; insanların ayıplarını asla araştırmazdı. Söylenene bakar, satır aralarının peşinde olmazdı. Mertti ama patavatsız değildi. Cömertti ama müsrif değildi. Yürekliydi ama saldırgan değildi. Samimiydi ama ahmak ve aptal değildi. İnançlıydı ama yobaz da değildi. Hasılı Hoca, Hazreti Kur’an’ın eşrefi mahlûkat olarak tarif ettiği insan olma çabasındaydı.”

Erzurum’un ‘’Sıtkı Bey’i idi. Yüreği Erzurum için çarpan bir memleket neferiydi.

Hoca bu kadar çok sevdiği Erzurum’dan Reyhani'nin

"Sırtıma verdiler sitem yükünü

Yel devirsin sebeplerin kökünü

Elli yıldır beklediğim ekini

Harmana dökmeden yaktım gidirem"

dizelerindeki ruh hali ile ayrılmasına rağmen ahir ömrünün son deminde görev yaptığı Kastamonu’yu çok sevdi. Havasından, suyundan, güzelliklerinden ve insanının kadirşinaslığından her fırsatta bahsederdi. Son 8 yılında yüreği en az Erzurum’a çarptığı kadar Kastamonu için çarptı. Kastamonu’nun dertleriyle derlendi. Kastamonu için bir şeyler yapmak için çırpındı…

Bizde hocamızı çok sevdiği Kastamonu’nun bağrına ve kadir şinas insanına emanet ediyoruz. Fakülten, talebelerin, evlatların seni hiç unutmayacak…

         Ruhun şad, mekanın cennet olsun…